| Merkez Bankası Döviz Kuru | |||
| ALIŞ | SATIŞ | ||
| USD | 43,3158 | 43,3939 | |
| EURO | 51,4513 | 51,5440 | |
ERZİNCAN ADININ KAYNAĞI
Kuruluş tarihi kesin olarak bilinmiyor. Asur kaynaklarında geçen Zuhma (Suhma), yörenin bilinen en eski adıdır. Erzincan adının Eriza'dan geldiği sanılmaktadır. Eriza adı Selçuklu'larca Erzincan olarak kullanılmış, daha sonra da Erzincan biçimini almıştır.
Bir söylentiye göre de Aziriz'den gelmektedir. Selçuklu'lar Aziriz adını çok beğenmiş ve buna "Rahmet yağarsa can Aziriz can" rahmet yağmazsa "Yan Aziriz yan" biçiminde bir tekerleme söylenmiş, bu tekerlemedeki Aziriz zaman içinde, Erzincan biçimini almıştır.
İLİN COĞRAFİ KONUMU
Erzincan ili dünya haritası üzerinde 39 45' 12" kuzey enlemleri ile 40 46'30" doğu boylamları arasında yer almaktadır.Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesinde, bölgenin Yukarı Fırat bölümünde yer alan Erzincan'ı, Doğusunda Erzurum, batısında Sivas, güneyinde Tunceli, güneydoğusunda Bingöl, güneybatısında Elazığ-Malatya, kuzeyde Gümüşhane-Bayburt ve kuzeybatıda Giresun illeri çevreler. Fırat nehri kollarından Karasu'nun geçtiği ilin yeryüzü şekillerini, güney sınırında Munzur Dağları, kuzey sınırında Keşiş Dağları ile bu dağlar arasında yer alan Karasu vadisi boyunca uzanan iki ova ve boğazlar belirlemektedir.
11.903 km2'lik alana sahip olan Erzincan'ın, merkezle birlikte 9 ilçe,16 bucak ve 553 köyü bulunmaktadır. 1990 sayımına göre ilin nüfusu ise 299.251'dir. Karasal iklime sahip olan Erzincan'ın, Doğu Anadolu'daki Malatya-Elazığ illeri hariç, diğer illerden daha ılıman bir iklimi vardır. Yıllık sıcaklık ortalaması 10.7 lik bir değere sahip olan ilin yıllık yağış ortalaması 344 mm dir.
ERZİNCAN'IN KISA TARİHÇESİ
Erzincan'ın ilkçağ tarihi hakkında bilgi bulunmayıp, ikinci bin yılda yörede Hurriler, Hayaşılar ve Azziler'in yaşadığı bilinmektedir. M.Ö. 1850-1180 yıllarında yöre Hititlerin egemenliğinde kalmıştır.
M.Ö. 900 yıllarında kurulan Urartu Devleti sınırları işinde kalan Erzincan'da kazılar (1953) sonucu Urartulara ait bir çok eser çıkarılmıştır.
Medler'in Anadolu'yu istilası sonucu ortadan kalkan (M.Ö. 600) Urartulardan sonra İl ve çevresi Medlerin (M.Ö. 612) ve Perslerin (M.Ö. 550) eline geçmiştir. İskenderin Pers İmparatorluğunu ele geçirmesiyle (366) Anadolu Makedonyalıların hakimiyetine girdi. İran ve Bizans arasında sürekli savaşlara sahne olan Erzincan, Halife Hz. Osman zamanında (35/655) tümüyle Müslümanların yönetimine geçmiştir. 1071 Malazgirt zaferinden sonra, Anadolu'nun Türklerin eline geçmesiyle, Mengücek Ahmet Gazi bölgeyi hakimiyeti altına almıştır. 1243'deki Kösedağ Savaşında Moğolların Selçukluları yenmesiyle, yöre İlhanlıların eline geçer. 1419'da Karakoyunlular'ın, 1455 de Akkoyunlular'ın hakim olduğu bölge, 11 Ağustos 1473'de Fatih ile Uzun Hasan arasında çıkan Otlukbeli Savaşı ile Osmanlıların denetimine geçti.
1502'de Safevi tahtına geçen Şah İsmail'in karargah yaptığı Erzincan, 23 Ağustos 1514 yılında Yavuz Sultan Selim ile Safeviler arasında yapılan Çaldıran savaşı ile tekrar Osmanlı yönetimine geçirilmiştir.
ERZİNCAN GİRLEVİK ŞELALESİ
Erzincan'ın doğal güzellikleri arasındadır Girlevik Şelalesi. Kayaların üzerinden parça parça akan Girlevik Şelalesi, il merkezine 30 kilometrelik bir mesafede yer alır. Aynı zamanda çevresinde birçok keşif noktası sunar şelale.
Erzincan'a bir seyahat planı yapıyorsanız, şehrin en dinlendirici noktalarından biri olan Girlevik Şelalesi'ne kısa bir yolculuk yapabilirsiniz. Şelalenin bulunduğu yerde piknik yapabilir ve çevreyi keşfetmek için doğa yürüyüşleri gerçekleştirebilirsiniz. Her mevsim farklı bir güzellik sunan Girlevik Şelalesi'nin yakınlarında bulunan lokantalarda alabalık ve ızgaraların tadına varabilirsiniz. Çağlayan beldesinde bulunan şelale doğal güzelliğiyle huzurlu bir gün geçirmenize yardımcı olacak.
Girlevik Şelalesi, komşusu Erzurum’daki Tortum Şelalesi kadar ünlü olmasa da, doğal güzellikleri açısından en az onun kadar güzel olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Şelale Erzincan’a 30 km uzaklıkta Çağlayan nahiyesinde bulunmaktadır. Yüksekliği 65 metreyi bulmaktadır. Ancak diğer şelalelerden en büyük farkı, sular kademeli olarak 3 katlıdır. Su aşağıya doğru birden fazla koldan dökülmektedir.
Şelale olurda, yanında piknik mekânları olmaz mı? Elbette piknik yapabileceğiniz güzel alanlar bulabilirsiniz. Bunun yanında şelale sularının beslediği özel havuzlarda yetişen alabalık yemek isterseniz lokantalar da mevcut. Yok, ben balık yemem derseniz yine lokantalarda alternatif yiyecekler de bulmak mümkün.
Şelalenin hemen her mevsimde ayrı bir güzelliği var. Bu yüzden aslında imkânı olanların birden fazla kez ve değişik mevsimlerde ziyaret etmesini tavsiye edebiliriz.
Hatta soğuk havalar yüzünden zamanla kış aylarında şelalenin buz tuttuğunu da görebilirsiniz. Bu hali gerçekten görülmeye değer enden doğal güzellikleri de ortaya çıkartıyor. Tabiatın oluşturduğu doyumsuz portreye doya doya bakmak için ise kışın ciddi soğuklarını da göze almanız gerekiyor.

KEMALİYE (eğin)
Aydın, çalışkan, milliyetçi ve özverili bir kitle olduğu bilinen Eğinliler, Kurtuluş Savaşı adı verilen , bu büyük, çetin ve amansız mücadeleye elde bulunan imkanlarıyla ve maddi,manevi bütün destekleri ile katılmışlardır. Sivas Kongresinin yapıldığı günlerde Eğinliler yaklaşık 500 kişiden oluşan bir süvari birliği hazırlayarak ve kongreye bir telgraf çekerek bu birliği Mustafa Kemal’in emrine sunmuşlardır. Bugün Kemaliye adıyla bilinen bu serhat şehrin vefakar insanlarının, yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini oluşturan Kurtuluş Savaşında emeği geçtiği için, büyük kurtarıcı Mustafa Kemal tarafından bu davranış taktir edilmiştir.Bu üstün davranışlarından dolayı Mustafa Kemal ATATÜRK, kendi adından esinlenerek Eğin’e “Kemaliye” adını vermeyi uygun görmüştür. Yapılan çalışmalar sonucunda , 21.10.1922 tarihinden itibaren Türkiye Coğrafyası’nda Eğin, Kemaliye isimle anılmaya başlanmıştır.
İlçe uzun süre Diyarbekir ve Sivas eyaletlerine bağlı bir kaza merkezi olarak yönetilmiş, 1878 tarihinde Mamuratülaziz Vilayeti’nin Elaziz Sancağı’na bağlanmıştır.
Cumhuriyet döneminden önce Elazığ’a, 1926 yılında Malatya İli’ne bağlı bir ilçe merkezi yapıldı. Kemaliye daha sonra 11.05.1938 tarihinden itibaren Erzincan İli sınırlarında bir ilçe olarak yönetildi. Eğin sözcüğü, Horasan’da ,Ağın adındaki bir yöreden gelen oymağın, kurdukları yeni şehre bu ismi vermeleri ve zamanla Eğin adına dönüşmesinden ortaya çıkmıştır. Bir başka kaynakta ise; Eğin anlam itibariyle tamamen Türk kökenli bir sözcük olup “ Cennet gibi güzel bahçe” anlamına gelmektedir.
APÇAĞA KÖYÜ (eğin)
Kemaliye ilçesine bağlı Munzur Dağı eteklerinde bulunan Apçağa Köyü, 200-300 yıllık Osmanlı mimarisini yansıtan ahşap evleri, tarih dokusu ve yemyeşil doğasıyla yerli yabancı turistlerin uğrak noktalarından birisidir. Ahmet Kutsi Tecer'in "Orada bir köy var, uzakta/O köy bizim köyümüzdür. Gezmesek de, tozmasak da/O köy bizim köyümüzdür..." dizelerini bu köy için yazmıştır.
Ergan Dağı Kış Sporları Turizm Merkezi
Saatte 2.700 kişi taşıma kapasiteli yeni teknoloji telesiyej sistemi ve saatte 750 kişi taşıma kapasiteli teleferik sistemi ile Ergan Dağı Kayak Merkezi Türkiye’nin yeni kayak merkezi olmaya adaydır. Bir kayakçının tesis zirvesinden aşağıya inmek için farklı zorluk derecelerinde 50.000 metreyi bulan pist seçenekleri mevcuttur.
Erzincan’ın güneyinde 3.278m yüksekliğindeki Munzur Sıradağları’nın, eteklerinde bulunan, 3.278m yüksekliğindeki Ergan Dağı, yaklaşık 50,000 m uzunluğundaki kayak pisti ile kış turizminde önemli bir merkez haline gelmektedir.
Ayrıca Erzincan eşsiz doğasıyla; Buz Pateni, Snowboard, Rafting, Su Kayağı, Bot Safari, Dağ ve Buz tırmanışı, Yamaç Paraşütü, Dağ Bisikleti, Trekking, Yayla Tatili, At Safarisi, Cirit gibi birçok spor faaliyetine ev sahipliği yapmaktadır. Bu yönüyle yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekecek ve bir cazibe merkezi haline gelecektir.
ALTINTEPE
Urartu dönemine ait şehir kalıntısı olan Altıntepe Erzincan-Erzurum yolu üzerinde ve ile 15 km. uzaklıktadır. Altıntepe de tapınak-saray, sütunlu kabul salonu, açık hava tapınağı, depo binası ve üç adet mezar bulunmaktadır. Yeraltındaki mezar odalarının bulunmasıyla Urartular hakkında geniş bilgi edinilmiştir. Kazılarda MÖ. 8. yüzyıla ait fildişi ve madeni eşyalar, kalkan ve miğferler, seramikler, duvar resimleri gibi eserler elde edilmiştir. Bu eserler, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenmektedir.

TERZİBABA TÜRBESİ
Asıl adı Muhammed Vehbi olan Terzibaba, 1779-1848 yıllarında yaşamıştır. Mesleği terzilik olduğundan, "Terzibaba" adıyla anılmıştır. Tasavvufi konuları içeren "Kenzil Fütuh" adlı bir eserleri mevcuttur. Beldenin manevi mimarı Terzibaba'nın mezarı, kendi adıyla anılan şehir mezarlığının içindedir. Kutsal bir manevi kişiliğe sahip olan Terzibaba'nın türbesi, halk tarafından ziyaret edilmektedir.
MELİKGAZİ TÜRBESİ (Sultan Melik)
Halk arasında "Sultan Melik" olarak adlandırılan türbe, Kemah ilçesinin girişindedir. Sekizgen plan üzerine altlı-üstlü olarak inşa edilmiş olan türbenin alt katında, 1071-1228 yılları arasında Kemah'a egemen olan Selçuklulara bağlı Mengücek Beyliği döneminde yaşayan Sultan Melik'in mumyası ve 5 tane mezar bulunmaktadır.
MAMA HATUN TÜRBESİ
Mama Hatun Türbesi, esasında büyük bir külliyenin küçük bir parçasıdır. Saltuklu Prensesi Mama Hatun adına yaptırılmıştır. Türbenin kitabesi pek okunamamakla birlikte sadece mimarının ismi okunabilmiştir. Mimarı Ahlatlı Ebu'n-Nema bin Mufaddal'dır. Türbe yapılan tahminlere göre 1192-1202 yılları arasında inşa edilmiştir.
Mama Hatun Türbesi'nin yanında kervansaray ve hamam bulunmaktadır. Türbenin mimarisi diğer türbelerden daha farklıdır. Kendine özgü bir mimarisi olan türbenin gövdesi dilimlidir. Gövdesi silindiriktir ve gövdesinin üzeri dilimli konik bir külahla kapatılmıştır.
Tercan ilçemizdeki Mamahatun Türbesi, Saltuklu egemenliği dönemine ait olup,1192 yılında ölen Mamahatun için yaptırılmıştır.
Anadolu mimarisi içinde tek örnek olan yapı, ortada ana kümbet ve çevresindeki dairesel duvarı ile iki bölümden oluşmaktadır. Kapısı üzerindeki kitabede Ahlat'lı Ebu'l-Nema bin Mutafattal'ın eseri olduğu yazılıdır.
MAMA HATUN KERVANSARAYI
Altıntepe Ören Yeri'yle, Köroğlu Mağarası'yla, Otlukbeli Gölü'yle, Ekşisu Kaplıcası'yla ve diğer tüm tarihi-doğal güzellikleriyle keşfedilmesi gereken şehirlerden biridir Erzincan.
Kervansaray, Mama Hatun Türbesi'nin çok yakınında bulunmaktadır. Yapım tarihi kesin olmamakla birlikte XII. yüzyılın sonlarına doğru inşa edildiği tahmin edilmektedir. Yapı, zaman zaman onarımlar geçirdiği için orijinalliğinden uzaklaşmıştır.
Büyük bir mimariye sahip olmakla birlikte, yapımında sarı kesme taş kullanılmıştır ve dört köşesinde silindirik kuleler yerleştirilmiştir. Tercan ilçesinde bulunan kervansaraya ulaşım oldukça kolaydır.
Planı Ve mimari özellikleri itibariyle 12. yüzyılın sonlarında yapıldığı sanılan Kervansaray, Tercan ilçemizde bulunmaktadır. Osmanlı kent Hanları planında olan yapı; sarımsı renkte düzgün blok taştandır. Çevre duvarları 16 yarım kuleyle desteklenmiştir. Sivri kemerli taç kapısı, girişin sağ ve solunda depo bölümü, ortada avlu, kuzey ve güneyinde uzun odalar ile bir dizi hücrelerden oluşmaktadır.
GÜLABİBEY CAMİİ
Kemah ilçe merkezinde bulunan camiinin girişinde yer alan kitabesinde, 1454 yılında Gülabibey tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Camii, günümüzde halen kullanılmaktadır.
GÜLABİBEY HAMAMI
Kemah ilçe merkezindedir. Camii ile aynı dönemde yapılan Hamamın; soğukluk, sıcaklık ve külhan bölümleri vardır.
ERZİNCAN KALESİ
Kalenin yapılış tarihi bilinmemektedir. 1939 yılındaki depremde büyük hasara uğrayan kalenin, giriş kapısının bir bölümü ile erzak deposu olduğu sanılan kısmı ve bir duvar kalıntısı günümüze gelebilmiştir.
ÇADIRKAYA KALESİ
Tercan ilçesi Çadırkaya beldesinde bulunan kale, 100 m. yüksekliğindeki doğal kayalardan oluşturulmuş olup, kayaya oyulmuş odalar, sarnıçlar ve merdivenlerden meydana getirilmiştir.
KEMAH KALESİ
Anadolu'nun en eski ve tabii kalelerinden biri olan Kemah Kalesinin kuruluşu Hitit-Urartu dönemine kadar uzanmaktadır. Sarp kayalar üzerine kurulu olan kalenin iç içe iki kapısı vardır. Çevresi surlarla çevrili olan kalenin, çeşitli savaşlara sahne olduğundan yapılarının bir kısmı tahrip olmuştur.
ÇADIRCI HAMAMI
Sağlam bir yapıda olan Çadırcı Hamamı'nın 955/1670 tarihlerini taşıyan iki kitabesi bulunmaktadır. 19. Yüzyılın başında yenilendiği sanılan Çadırcı Hamamı, dört eyvanlı ve halvetli şemaya göre yapılmıştır.
NAFİZ PAŞA HAMAMI
1878 yılında Nafiz Paşa tarafından yaptırılan hamam, klasik Osmanlı hamamlarının planını yansıtmaktadır.
KÜMBETLER
Kemah ilçe merkezinde, Mengücek Beyliği dönemine ait olan Tugay Hatun Kümbeti, Gözcü Baba kümbeti, Vidilli Baba kümbeti... bulunmaktadır.
OTLUKBELİ GÖLÜ
Erzincan'ın en merak edilen noktalarından biridir Otlukbeli Gölü. Aynı ismi taşıdığı ilçede bulunan göl, özellikle yaz aylarında hem turistlerin ilgisini görüyor hem de yöre halkı tarafından sıkça mesire yeri olarak kullanılıyor.
Göl, Otlukbeli ilçe merkezine 6 kilometre uzaklıktadır. Yüzölçümü 6500 m2'dir ve derinliği yaklaşık 15-19 metredir. 1994 yılında Doğal Sit Alanı olarak ilan edilmiştir. Setler sayesinde oluşan gölde bol miktarda maden suları bulunmaktadır.
Otlukbeli Gölü, Otlukbeli ilçe merkezinin 6 km• kuzeybatısındadır. Göl, traverten seddi (maden sularının oluşturduğu traverten seddi) gölü olup, oluşumu halen devam etmektedir. Göl suyu, çevresindeki maden suları karıştığı, dere tarafından beslendiği ve ayağı olduğu için tatlıdır. Otlukbeli gölünün asıl özelliği; çanağının ve oluşumunun, göl türleri içerisinde günümüze kadar bilinenlerin içinde dünyada tek tip oluşudur. "Doğal Anıt" olarak nitelendirilen Otlukbeli Gölü, doğal sit alanı ilan edilerek, koruma altına alınmıştır. Otlukbeli Gölü, Otlukbeli ilçe merkezinin 6 km• kuzeybatısındadır. Göl, traverten seddi (maden sularının oluşturduğu traverten seddi) gölü olup, oluşumu halen devam etmektedir. Göl suyu, çevresindeki maden suları karıştığı, dere tarafından beslendiği ve ayağı olduğu için tatlıdır. Otlukbeli gölünün asıl özelliği; çanağının ve oluşumunun, göl türleri içerisinde günümüze kadar bilinenlerin içinde dünyada tek tip oluşudur. "Doğal Anıt" olarak nitelendirilen Otlukbeli Gölü, doğal sit alanı ilan edilerek, koruma altına alınmıştır.

AYGIR GÖLÜ
Keşiş dağları üzerinde bulunan Aygır Gölü, tabiat güzelliğinin yanısıra, krater gölü özelliğine de olan piknik ve mesire yeridir.
SOĞUK SULAR
Kemah ilçemizdeki bu mesire yerlerinin özelliği her yıl Haziran ayında çıkan ve Ağustos ayı sonlarında kaybolan, beyaz köpüklü soğuk sularıdır.
EKŞİ SU
İl merkezine 11 km. uzaklıkta ve eski Erzincan- Erzurum karayolu üzerinde bulunan Ekşisu, özellikle yaz aylarında faal olan bir mesire yeridir. Ekşisu adı verilen bögert maden suyu ve birçok şifalı su kaynağı bulunmaktadır. Şişelenerek, yurt çapında dağıtımı yapılan bögert maden suyunun, anemiye, mide, bağırsak ve safra yolları hastalıklarına iyi geldiği tespit edilmiştir. Tabii güzelliğe de sahip olan mesire yerinde, şişeleme tesisleri lokanta-gazino, alabalık yetiştirme tesisleri ve park bulunmaktadır. Ekşisu yakınındaki kaplıca, 33 derecelik sıcaklığa sahip olup, 12 adet kapalı havuzu bulunmaktadır. Kaplıca suyunun romatizma, cilt, damar sertliği ve kalp hastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir.
Böğert maden Suyu kaynağının yakınında bulunan kaplıca suyu; cilt-romatizma damar sertliği ile kalp rahatsızlıklarına yönelik olarak, su banyosu şeklinde kullanılmakta ve kaplıca, kapalı havuzlar ile hizmet vermektedir. Horhor Havuzunda kaynayan Horhor Maden suyu, havuzda bir süre kalmak suretiyle kullanılmakta ve birçok rahatsızlığa fayda sağlamaktadır.
KÖROĞLU MAĞARASI
İlçenin Altköy mevkiinde bulunan mağaraya taş merdivenlerle çıkılmaktadır .Mağaranın içerisinde kesilmiş taşlardan oturma bankları vardır. Mağaranın içinde bulunan izlerin, ''Köroğlu''nun kır atının izleri olduğu söylenmektedir.
BEYTAHTI MESİRE ALANI
Karasu Nehri'nin kıyısında tüm güzelliğiyle gözlere hitap eden Beytahtı, hem gezginlerin ilgi odağıdır hem de özellikle yaz aylarında halk tarafından en çok tercih edilen mesire yeridir. Karah yolunun 6. kilometresinde bulunan Beytahtı Mesire Yeri, soğuk su kaynaklarına sahiptir. Yeşilin bol olduğu bu nokta, küçük gölünün etrafından piknik yapma imkanı sunuyor.
Erzincan'da doğayla baş başa kalmak isteyenlerin ilk aklına gelen Beytahtı Mesire Yeri, şehir merkezine 15 kilometre uzaklıkta Karasu ırmağı kıyısında, kaynak ve akarsuların yanı sıra bol yeşilliği olan güzel bir dinlenme yeridir.
İlimizin 12 km. güneybatısında bulunan Bey tahtı, Karasu ırmağı kıyısında, kaynak ve akarsuların yanı sıra bol yeşilliği olan güzel bir dinlenme yeridir.

AYBERK KİLİSESİ
Erzincan'ın tarih kokan bölgelerinden birinde konuşlanmıştır Abrenk Kilisesi. Tercan ilçesine bağlı olan Üçpınar Köyü'ne oldukça yakındır. Günümüze sağlam bir şekilde gelen kilise, giriş kapısındaki bilgiye göre 1854 yılında inşa edilmiştir. Mimari açıdan dikkat çeken Abrenk Kilisesi'nin iki dikili taşı ve bir şapeli bulunmaktadır. Bu taşlar, mimarisi ve bezemesiyle dikkat çekip, Xll. yüzyıldan sonra Selçuklu Prensi Nasurettin dönemiyle tarihlenen kitabeler taşırlar.
Türkiye'nin zengin tarihine ışık tutan şehirlerinden biridir Erzincan. Turistler tarafından pek yoğun ilgi görmese de gezilip keşfedilmesi gereken yerlerden biridir.
Erzincan sınırlarında birçok tarihi değer bulunmaktadır. Üzümlü ilçesi sınırlarında bulunan Altıntepe Ören Yeri, tarihte birçok büyük medeniyete ev sahipliği yapmıştır.
Urartu, Bizans ve Osmanlı'nın hüküm sürdüğü bu eski yerleşim alanı, 1938 ve 1956 yılında iki mezarın soyulmasıyla adını duyurmuştur. Sonrasında Ankara Üniversitesi tarafından çalışmalara başlanmıştır. Kazı çalışmalarını ise Prof. Dr. Tahsin Özgüç yürütmüştür.
IŞIKPINAR (MESİRE YERİ)
İlin kuzeybatısında, 5 km. uzaklıkta bulunan Işıkpınar köyü, bol suyu, yeşilliği ve gazinoları ile ideal bir gezinti ve dinlenme yeridir.
MECİDİYE PİKNİK ALANI
İlimizin 20 km. kuzeyinde bulunan Mecidiye Orman içi dinlenme alanı, yaz aylarında halkın sürekli uğradığı kamp ve mesire yeridir.
DUMANLI YAYLALARI
Refahiye ilçesinin batısında, Soğuk göze ve Karaçam mevkiileri arasında yer almaktadır. 2000 m. Yüksekliği olan Dumanlı Yaylaları genellikle çam ormanı ile kaplıdır. Tatil ve dinlenme yeri olarak kullanılan yayla, doğal güzelliği, havası, soğuk suları, kamp imkanları ile hizmet vermektedir.
DAĞCILIK
İlimizde, yaklaşık % 60'lık bir alanı dağlar oluşturmaktadır. Önemli dağ zirvelerinden bazıları şunlardır; Coşan Dağı 3976 m., Ergan Dağı 3256 m., Munzur Dağı 3449 m., Mülpet Dağı 3065 m.Yaz ve Kış turizmi açısından çeşitlilik sunan dağlarımız, özellikle dağcılık sporu olan doğa yürüyüşü için ideal alanlardır.
RAFTİNG
Fırat Nehri'nin en önemli iki kolundan biri olan ve ilimizin hemen hemen tüm ilçelerinden geçen Kara su üzerinde, Rafting sporu amatörce yapılmaktadır.Büyük-engebeli alanlardan oluşan Karasu Havzası, su sporları için oldukça elverişli özelliklere sahiptir. Kemah ve Refahiye ilçelerinde rafting parkurları bulunmaktadır.
AV TURİZMİ
Doğal yapısı itibariyle av kaynakları ve av türü bakımından zengin olan ilimiz, alabalık, yaban keçisi, çengelboynuzlu keçileri, ayı, domuz, porsuk, sansar, vaşak, su samuru, toy, tavşan, keklik, yaban ördeği, çulluk gibi av hayvanları ile av turizmine hizmet etmektedir.
BAKIRCILIK SANAATI
İlimizde bakır el sanatlarının başlangıcı çok eskiye dayanmaktadır. Hamam tası ve sabunluk satımıyla başlayan bakırcılık daha sonra gelişerek seri imalat olarak sürdürülmektedir. Bakırcılığın cazip hale gelmesiyle ve turistik süs eşyalarının da üretimine başlanmıştır.
Vazo, şekerlik, hamamtası, aplik, semaver, mumluk, duvar saati, çay-kahve takımları vb. süs eşyaları yapılmakta olup, önceleri kullanılan nikel kaplama yerine boyanarak el işçiliği ile işlenip, yurt içi ve yurt dışına pazarlanmaktadır.
TULUM PEYNİRİ
Tulum peyniri içerisinde B12, B6, B2, B9 vitaminleri bulundurur. Kansızlık problemini de önlemiş olur. Bu ürün ortalama 1 - 1,5 kg ağırlığındadır. Koyun sütünden üretilen ve doğal deri tulumda olgunlaşan Erzincan deri tulum peyniri sert, yağlı ve tuzlu yapısıyla kahvaltı sofralarında sıklıkla tercih edilmektedir.
ERZİNCAN'IN İLÇELERİNE UZAKLIĞI
Üzümlü : 23 km.
Tercan : 96 km.
Refahiye : 71 km.
Otlukbeli : 140 km.
Kemaliye : 141 km.
Kemah : 49 km.
İliç : 115 km.
Çayırlı : 113 km.
ÖNEMLİ GÜNLER Mahalli Kutlama Günleri:
Atatürk'ün Erzincan'a Gelişi 1 Temmuz
Festivaller:Bal Festivali Refahiye 5-6 Ağustos
Panayırlar:Kuzu Kırkımı Koçgar (Kemah) 2 Ağustos
Kurtuluş Günleri:Erzincan'ın Kurtuluşu 13 şubat
| Bugün: | 126 |
| Dün: | 78 |
| Toplam: | 38966 |